Toplum, insanların kendilerini gösterebileceği, aynı zamanda da kendisini soyutlayacağı bir yerdir. Bir insanın yaşam statüsünü nedense toplum belirliyor. Bireyler, birbirlerini etkileyen varlıklardır. Kişinin -o konu hakkında- sessiz kalmasını veya çok konuşmasını toplum seçer. Etkiler de denebilir. Zıt görüşte olan insanlar topluma karşı ise sessiz kalırlar/kalmak zorundadırlar. Mesela sağcı bir grubun içinde devrimci olan birisi, "ben size katılmıyorum- size karşıyım" diyemez. Niçin? Can güvenliği olabilir, topluma kendini kanıtlama çabası olabilir. Sağcı veya solcu olması değil olay. Din konusunda, halkın yarısından fazlası müslüman iken, bir hristiyan, bir ateiste açık değillerdir.
Bir deist olarak, müslüman insanların arasında veya sadece tek bir müslümanla bile bir tartışma konusu açamam. Bazı konularda tartışma ilerledikçe anlam kargaşası ve başa dönme söz konusu. Bu da toplumsal baskıyı oluşturuyor. Halkın büyük kesimi neyse, diğerlerinin de onu desteklemesini istediği için.
İnsanlar neden asansörde sessiz kalırlar? Doğası konuşma üzerine yaratılan caanım insanların? Bu da kişinin o anda dikkat çekme isteğinin az olması, ego tatminin -%100lerde ilerlemesinden kaynaklı. Örneğin, Eşcinsel bir insan toplumsal baskı olacağından sessiz kalmak zorundadır. Hollanda'dan bahsetmiyorum tabii. Toplumsal baskı, sadece halk içinde olacak diye birşey yok. Aile arasında, arkadaşlar arasında gizliden gizliye bir sessizlik mevcuttur.
Bunun sonucunda anlıyoruz ki, insanlar kimi yerde susmaya, susturulmaya zorlanır. Ona sorarsanız, belki halinden memnun. Ama o da bu durumdan etkilenmiştir. Sessiz kalmayan insanlar, büyük işler başarmış, toplumsal baskıyı ortadan kaldırmış insanlardır. Kraliyet bile Graham Bell'e aşağılayıcı bakışlar atarken, günümüzün tek vazgeçilmezini icat ettiğine kim inanırdı?
Burada anlatılmak istenen kişinin kendi sessizliği değil, toplumsal baskının kişiyi sessiz düşürdüğüdür.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder